Kürt sorunu "çözülüyor" şeriat diktatörlüğü geliyor


Geçtiğimiz günlerde katıldığım bir siyasi toplantıda bir konuşmacı şöyle konuştu: Bugün ana akım medyada dillendirilen Kürt sorununun çözümünden ne anlıyoruz? Kesinlikle Kürt halkının eşitlik ve özgürlük taleplerini değil. Onlar geçmişte kaldı. Bugün Kürt sorununun çözümünden Kürt dinamiğinin yeni gerici düzene ve emperyalist dizayna uyumlu hale getirilmesini anlıyoruz.

Özellikle son cümleye dikkatinizi çekmek istiyorum. Bugün bir ülke formatlanıyor. Ortaya çıkacak yeni "şeyin" en önemli özellikleri vahşi kapitalizmin kurumsallaşması, insan aklının gerici kuşatmayla abluka altına alınması ve tarihin gördüğü en zalim imparatorluk olan Amerika'ya koşulsuz teslim olmak. Toplumda topyekun politikleşmiş tek unsur olan Kürt dinamiğini bu yeni ucubeye razı etmektir olan biten. Yoksa AKP'nin gerçekten de Kürtlerin taleplerine empatiyle yaklaştığını falan düşünmek...Bilmiyorum. Böyle bir şey nasıl isimlendirilir? Kürt hareketinin kendi sınıfsal iç çelişkileri de maalesef bunu tahlil etmeyi engelliyor.

Israrla bu tablodan Kürt yoksuluna bir şey çıkmayacağını söylüyoruz. Kürtler bulguru sever, asıl tehlike evdeki bulgurun da yok olması. Yukarıdaki tabloya bakınca, 500 liraya inmiş asgari ücretle çalışan, sabah akşam yat kalk Allahüekber diyen, cebinde 54 ay taksitle alınmış ayfonu olan ama Kürtçe eğitim alan bir Kürt yoksulu görüyorum ben. Buradan en fazla anadilinde eğitim çıkar. Bunu önemsizleştirmek de istemiyorum. Kürt nüfusunun yoğun olduğu bir bölgede öğretmenlik yaptım ve evinde Kürtçe konuşulan çocukların nasıl da akademik olarak maça 1-0 mağlup başladıklarını biliyorum. Kendilerini ifade etmekte zorlanıyorlar ve psikolojik olarak travma yaşıyorlar. Buna kimse bir şey diyemez ama anadilinde eğitimin faturasında 30 yılı garanti bir "şeriat diktatörlüğü" yazıyorsa bunu net bir dille reddetmek gerekiyor. Anadilinde eğitim sadece AKP'den alınabilecek bir şey değildir. Radikal bir kazanım olduğunu da düşünmüyorum. Bir zafer anlamına gelmez. İstese AKP yarın bunun yönetmeliğini çıkarır ve 2030'da başlatır. Böyle olursa zafer kazanıldığı anlamına mı gelecek?

Biz solcular malımızı (AKP) çok iyi tanıyoruz. Halkın gram iyiliğini düşünmediğini biliyoruz. Her alana müdahale eden ve gerici İkinci Cumhuriyeti'ni kuran bu iktidar laiklik, kuvvetler ayrılığı, merkeziyetçilik gibi "ayak bağları"ndan kurtulmak istemektedir ve yeni anayasayla buna tarihsel bir meşruluk kazandırmak istemektedir. Bu büyük politik hamleye Kürt dinamiğinin onayı gerekmektedir. Şerefsiz liberaller zaten cepteler. Bekleyip göreceğiz. Öcalan'ın tutanaklarını, Karayılan'ın açıklamalarını, BDP'nin demeçlerini dikkatle okudum. Kürt hareketinden birçok kimseyle de görüştüm. Blok olarak ikna oldukları bir şey yok. Ama çok da umutlu olmamak lazım. Başkanlık sistemine, AKP'ye, dinci gericiliğe uzatılan güller bazı ipuçları veriyor. Kürt hareketinden kimileri bu iş bitti diyor, kimileri bitmedi diyor.

Buradaki en önemli retorik "siz çatışmaların son bulmasını istemiyor musunuz" olacaktır. Biz hümanistliğimizden eminiz ve badem bıyıklıların onayına ihtiyacımız yok. Tekrarlıyoruz biz faturada ne yazdığına bakarız. Şeriat diktatörlüğüne ve 1. Tayyip'in faşist cehennemine onay vermek tarihi bir hata olacaktır ve çok anti-hümanist bir tutum olacaktır.

Diğer bir retorik de "yerel yönetimlerin güçlendirilmesi" teranesi. Kürt hareketi buna çok hevesli görünüyor. Diyarbakır Sanayici ve İş Adamları Derneği buna çok hevesli olur. Zannediyorlar ki Kürtler "statü" sahibi olacak. Oysa bu formasyonda sermaye çok daha denetimsiz olacak. Vahşi kapitalizm, şeriatçılık toplumun her alanına kolaylıkla sızabilecek. Bu faturada da bunlar yazmaktadır.

Bugün Ordu'da fındık toplamaya giden Kürtlere günlük 30 tl verilirken "Türklere" 40 lira yevmiye veriliyor. Mesele 40 liraya razı olmak değil. Kürtlerin ve Türklerin, en fazla 40 lira verecekleri ortadan kaldırması gerekmektedir. Yeni anayasayla, bölünmüş ve aklı saldırıya uğramış bir işçi sınıfının bunu yapması daha da güçleşecektir. Solcu olmak gibi bir derdimiz varsa yani politik gelişmelere tarihsel ve programatik bir perspektifle yaklaşacaksak bunu göz önünde bulundurmalıyız. Yeni anayasanın devrimi biraz daha öteye koyacağı açık. O yüzden hayır! Şeriata, karanlığa, faşizme, gericiliğe, işbirlikçiliğe hayır!

Etiketler: , , , , , , ,