Rakimizi tanıyalım!


Türkiye’den iki takımın, Avrupa kupalarında bırakın Nisan ayını; Martı, Şubatı bile görmüşlükleri yoktur. Bu sene bu olay gerçekleşti. Tesadüf eseri iki takıma da faşizm bağlantıları bilinen takımlar çıktı. Galatasaray Real Madrid’le, Fenerbahçe S.S. Lazio’yla eşleşti. Bu hafta Real Madrid’i, gelecek hafta da S.S. Lazio’yu inceleyeceğiz.

Futbol taraftarları arasında solcu gruplar vardır. Futbolun etki alanında milyarlarca insanın olduğu hesaba katıldığında, bu solcu grupların olması, oraları politize etmeleri değerlidir. Ancak kapitalist yapı içerisinde bulunan hiçbir futbol kulübünün kurumsal kimliğine “solculuk” atfedilemez. Örneğin Barcelona kulübünün stadyumunda “bir kulüpten fazlası” yazar. Bu takımın, oranın halkı için ne anlama geldiğini önemsizleştirmeden şunu demeliyiz: “ama eninde sonunda bir futbol kulübü”. “Solcu kulüp yoksa sağcı kulüp de yoktur” da denilemez. Vardırlar ve yukarıda adı anılan kulüpler gibi tescilli sağcı veya faşist kulüpler fazlasıyla mevcuttur.    

Ana akım spor basını klişeleri sever. Daha doğrusu yaratıcı olamadıkları için klişelere mecburdurlar. Hakkında konuşulacak takım Real Madrid olunca “rakibimizi tanıyalım” diye başlık atıldı mı, bilmiyoruz. “Madrid’in neyini tanıyacağız” diye düşünülmemeli. Gelmiş geçmiş en başarılı takım, dünyanın en iyi oyuncularına sahip, ilk defa 500 milyar avro iş yapan kulüp olmuş, FİFA tarafından “yüzyılın takımı” seçilmiş… Real Madrid bunlardan daha fazlasıdır.

Real Madrid taraftarı, 20 Nisan 2011 tarihinde oynanan İspanya Kral Kupası finalinde “Mutlu Yıllar 18” diye bir pankart açtı. Bu şifre çözüldüğünde, Real Madrid taraftarının utanmadan, sıkılmadan Adolf Hitler’in doğum gününü kutladıkları anlaşıldı. 20 Nisan, Hitler’in doğum günüydü. Alfabenin birinci harfi “a”, sekizinci harfi de “h” idi.


Real Madrid’in tarihine baktığımızdaysa deplasman formaları gibi simsiyah bir tablo görürüz. “Royal” yani “kraliyet ailesine ait” kelimesinden devşirilerek icat edilmiş “Real” Madrid’in armasında bir taç vardır. Yani her daim egemenlerin gözdesi olmuş bir takımdır.

Real Madrid’in asıl yediği haltlar, faşist Franco dönemindedir. Real Madridli futbolcuların Nazi selamı verdikleri nice fotoğraf arşivlerde mevcuttur.  Halkı sömürmek için onu uyutmanın gerekli olduğunu bilen faşist Franco “bana 100 bin kişilik bir uyku tulumu yapın” talimatını vermiştir ve bugün herkesin ayılıp bayıldığı o Santiago Bernabeu stadyumu, bu talimat üzerine inşa edilmiştir. Santiago Bernabeu demişken, efsanevi “başkanın”, İspanya İç Savaşı’nda faşist tarafta savaştığını ve canlar aldığını hatırlatmak isteriz.


Real Madrid’in dolayısıyla faşizmin Katalan halkı ve onun sembolik temsilcisi Barcelona takımı üzerine uyguladığı baskılar, günümüzün en büyük “marketing” değerine sahip futbol olaylarından biri olan rekabetin de kaynağıdır. Bu baskılar, direkt can almak şeklinde olabildiği gibi, bir maçta devre arasında Generalismo’nun Barcelona soyunma odasına girip “sadece rejim lütfettiği için bu maçı oynayabiliyorsunuz” demesi şeklinde de gerçekleşmiştir. Sonuç: 11-1.

Bu yazıda “Barcelona solculuğunun” dayanılmaz hafifliğine kendimizi kaptırmadan, Real Madrid’in ideolojik anlamı ve etkinliği üzerinde durmaya çalıştık.  

Etiketler: , , , , , , , , , , ,