ATATÜRK İLE İLGİLİ AYRINTILAR



Bu ayrıntılar büyük oranda Falih Rıfkı Atay’ın “Çankaya” adlı kitabından çıkarılmıştır. Bu kitabın, siyasetle ilgilenen herkesçe okunmasını arzu ederim fakat bir kutsal kitap okur gibi değil. Akıllı bir insan, bu kitapta yeni bir siyasal-toplumsal düzenin kuruluşunun ipuçlarını yakalar. Akılsız insan ise imam-hatip öğrencilerinin anlamadan Arapça Kuran ezberlemesi gibi bir şeyi ortaya çıkarır.
Atatürk bir siyasi dehaydı. Çok önemli ve etkili bir kişiydi. Tarihsel anlamda zor ve önemli bir iş başardı. Enver Paşa, kendisiyle ilgili “onu general yapsak padişah, padişah yapsak Allah olmak ister” demiştir. Zaten tarih böyle oluşuyor: Çok akıllı ve çok etkili “adamlar” (neredeyse hepsi erkek, aksi mümkün değildir) sınıfsal ve ideolojik dünyalarının onlara çizdiği ufuk çerçevesinde bir şeye karar veriyorlar ve geniş kitleleri harekete geçmeye ikna ediyorlar. Köstek olanları da bazen öldürüyorlar. Kitlelerde harekete geçmek için olumlu koşullanış olması lazım asgari düzeyde. 1938’e kadar olan, biten budur. Ara ara kendi yorumlarımı da ekleyeceğim. Başlayalım:
*Selanik’te doğuyor bildiğiniz gibi. Zaten Rumeli, Osmanlı Devleti’nin en ileri kısmıdır. Atatürk, Ateiste yakın esnaf inançlıysa bunu Rumelili olmasına borçludur.
*Dinci kesimde “veledi zina” olduğuna dair iddialar eksik olmaz. Bu konuda kesin bir bilgi yoktur ama öyle olsa ne olacak diye sormak lazım. İslamiyet’te, kişi başkalarının günahlarından sorumlu değildir, bilmezsiniz. Rahatsızsınız ayrıca.
*Bir üvey babası ve üvey kardeşi vardır. Onlara görüşmemek için halasıyla yaşamaya başlar.
*Ortaokula gitti. Hafızdan dayak yiyince okuldan ayrıldı. Annesinden gizli bir şekilde askeri ortaokul sınavlarına girdi. Kazanıp, üçüncü sınıftan devam etti. Dördüncü olarak okulu bitirdi.
*Fransızca okur ama konuşamaz.
*Bu arada bazı kaynaklarda Atatürk’ün 5000 kitap okuduğu falan yazıyor. Ben buna inanmıyorum. Yıkama yağlama için ortaya atılmış olmalı. Bu kadar kitap okumuş olamaz. Buna vakit bulabileceğini düşünmüyorum. Stalin için de 5000 kitap okudu denir. Bu doğru olabilir çünkü yaklaşık 10 sene falan sürgün hayatı yaşamıştır. 35 yaşından ölene kadar çok yoğun bir siyasi (ve de sosyal) faaliyet içine girmiştir.
*2. Abdülhamit döneminde teşkilatçılıktan hapis yatmıştır. Libya’ya sürülmüştür. Libya’dan Fizan’a sürülseydi yurt dışına kaçmayı planlıyordu. “Ta Fizan’a kadar kovalamak” diye bir deyim vardır. Uzaklığı anlatmak ister bu deyim.
*Şam’daki hayat onu çok boğar. İtalyan işçilerin içip eğlendiği tavernalara işçi kıyafetiyle gider.
*İçki konusundan bahsetmeye gerek var mı? Dünyaları içmiştir. Erken ölümü de (57) buna bağlıdır.
*1908 yıllarında kendisini Selanik’ten uzaklaştırmak istemişlerdir. İttahat ve Terakki liderleri kendisindeki liderlik potansiyelini görüp önlem almışlardır.
*İttahat ve Terakki’ye üye olmuştur. Bingazi delegesi olarak kongreye katılmıştır. Amacı lider olmaktır.
*2. Abdülhamit’i tahttan indiren Hareket Ordusu’nun isim babası kendisidir.
*O yıllarda bir tatbikat esnasında askerlere “selamın aleyküm asker” yerine “merhaba asker” demiştir. Yeri gelmişken söyleyelim. Bana göre Ateiste yakın esnaf inançlıydı. Dinin hiçbir kaidesini takmazdı. Yobazlardan nefret ederdi ama dini komple yok etmek gibi bir niyeti yoktu. Kontrol altına alınmış, siyasi ihtiyaçlara karşılık veren, Batılı yaşam tarzına direnmeyen “esnaf” bir din arzu etti. Bu, açıkça İslam’la çelişen bir durumdur. Neuer İslam yemez. O yüzden Atatürk’ü dinle barıştırmaya çalışmak abesle iştigaldir. Dincilerden (veya İslamiyeti tanıyan, bilen insanlardan) Atatürk’ü sevmelerini beklemek hayaldir. Ortada esnaflık haricinde çözülmeyecek çelişkiler, çatışmalar vardır.
*Askerlik ve siyaset konusunda kendisinden üstün gördüğü kimse yoktur.
*Bu kitapta Anafartalar muharebelerinde süngü savaşında en önde savaştığı yazıyor. Kesinlikle inanmıyorum. Bunu beklemiyorum da kendisinden.
*Irak cephesinden yazdığı bir mektupta 300 bin asker kaçağının Anadolu’da yağma ve hırsızlık yaptığını yazar.
*Veliaht Vahdettin’le Almanya’ya giden ekip içinde yer alır. Oradaki kişisel sohbetlerde onunla bir şeyler yapılabileceğini düşünür. Sofya sayılmazsa, bu, onun tek yurt dışı görmüşlüğüdür. Bir de Avusturya’da bir yerde kaplıca tedavisi olmuştur. İngiltere ve Fransa’yı görmemiştir.
*Vahdettin kendisine Talat ve Enver’den tiksindiğini söylemiştir.
*Aslında Talat’ı beğenirdi. Onun bir vatan ve halk adamı olduğunu düşündüğü yazıyor. Bir Ermeni tarafından öldürülmeseydi (neden acaba?) kendisiyle çalışmak isteyecekti.
*Yine bu kitapta iki milyon “şehit” verildiği yazıyor. Buna da inanmıyorum. Birinci Dünya Savaşı için 100 binden fazlasına ihtiyatlı yaklaşırım. Çanakkale’de 50 bin kişi ölmüştür.
*Berlin’den kalkan trenlerin üstünde “Enverland” yazıyordu.
*Vahdettin: Bu millet bir koyun sürüsüdür. Ona bir çoban lazım. O da benim.
*Atatürk 1.68 boyundaydı. Sivas Kongresi’nde çekilen bir resimde bayağı kısa görünüyordu. Bu resimle ilgili Kemalistlerin kazan kaldırdığını hatırlıyorum beş, altı sene önce.
*Keldi. Saçlı resimlerine ihtiyatlı yaklaşınız.
*Yazar “acaba İstanbul’un bir köşesine Lenin büstü koysak mı?” diye kendi kendine geçirir. Ekim Devrimi olmasaydı Kurtuluş Savaşı olmazdı.
*Samsun’a gitmek için para ve yetki aldığında çok sevinir. Vahdettin’in, onun kontrol edilemez bir insan olduğunu bilmemesi imkansızdır. Yorum sizin.
*Anadolu’ya giderken yanına davet ettiği İsmet Paşa “yeni evlendim, bana bulaşma” der…
*Kazım Karabekir’in “Rüya” adlı şiirinde 2. Abdülhamit’in ruhu kendisine “Beni ve saltanatı devirenler arasında sen de vardın. Hele sonuncusunda hem mebus hem de kumandandın. İstiklal Harbi’ni sen kurdun ve başı da sen buldun.” der…
*İnönü, Fevzi Paşa’ya “tehlike büyük, askerlikten çıkıp çiftçilik yapalım” der…
*Erzurum’daki ilk Heyet-i Temsiliye’de Nakşi şeyhi (zat-ı şahane’nin tarikatı) ve Mutki aşiret reisi de vardır.
*Sivas’a beş kişilik Heyet-i Temsilci’nin dördü gelmiyor.
*Fevzi Çakmak’ı kullanmıştır. Paşa, ölene kadar eski yazıyı kullanmıştır.
*Fevzi Çakmak: Harpte uçağın ve tankın büyük değeri olmadığı sabit olmuştur.
*Kendisiyle ilgili haris (aç gözlü) ve sefih (zevk ve eğlenceye düşkün) denmiştir her zaman.
*Çerkez Ethem, Anzavar, Bolu-Düzce-Hendek ve Yozgat isyanlarını bastırıyor. İsteseydi bir ara Mustafa Kemal’i öldürebilirdi.
*Ethem bir ara kızgın bir şekilde Ankara’ya geldiğinde Afyon’a gidiyor.
*Topal Osman “biz bu karıları böyle görmek için mi dövüştük?” Beyoğlu’nda peçesiz kadınları görünce…
*İngilizler trafik kurallarına aykırı hareket ettiği için sadrazamın otomobilinin karargaha götürüyorlar.
*Hindistan’dan para yardımı gelmiştir. Halifeyi korumaları için.
*Hitler: Mustafa Kemal, bir millet bütün vasıflarından mahrum edilse dahi kendini kurtaracak vasıtaları yaratabileceğini ispat eden adamdır. Onun ilk talebesi Mussolini’dir, ikincisi de benim. (Mustafa Kemal’e faşist denemez bence. Bugün faşist kelimesi çok farklı anlamlar yüklenmiştir.)
*Bir sancak için (Hatay) 60 vilayeti tehlikeye atamam.
*Stalin kendisiyle Kırım’da bir gemide görüşebileceğini iletmiştir. “Ben gemiye gitmem!”
*Mudanya Mütarekesi esnasında İngilizlere ateş emri verilmiştir. General Harington bu emre uymamıştır. Neden? Muhtemelen o esnada İngiliz kamuoyundaki yoğun savaş karşıtı atmosfer yüzünden.
*Bursa ziyareti esnasında Sultan Osman’ın türbesini ziyaret etmemiştir.
*Kazım Karabekir: Neden bana sormadınız? (Cumhuriyet’in ilanıyla ilgili.)
*İsmet İnönü çok iyi Fransızca ve Almanca biliyor. 50’sinden sonra İngilizce öğreniyor.
*Türk kadının ecnebi erkekle evlenmesine tahammül edemezdi. (Not: Bugünkü kadınlar kendisine çok şey borçlu bana göre.)
*Sicilya’dayken kafasındaki fesle çocuklar dalga geçiyor ve limon kabuğu atıyorlar.
*Neden şapka için İzmir’i değil de Kastamonu’yu tercih ettiniz? Çünkü İzmir’de herkes bana değil şapkaya bakardı. Kastamonu’da ise şapkaya değil bana bakarlar.
*Irkçı mıydı? Hem evet hem hayır. Siyasi olarak var olabilmek için ulus devletten başka bir model yoktu. Sovyetler Birliği modelini saymazsak tabi. Bu model, bir kimliğin ve kültürün (en kalabalık etnik köken olarak Türklük) dayatılmasını gerektiriyordu. Kendisi de kişisel olarak bu kimliğe ve etnik kökene duygusal bağ duyuyordu ayrıca. Türklük bir etnik köken değil demek bugün hiçbir sorunu çözmemektedir. Bugün bu dayatmanın sadece Kürtlere yönelik yapıldığı düşünülüyor çoğunlukla. Balkanlardan ve Kafkaslardan gelen milyonlarca insana da bu dayatma yapıldı. Onlar bu dayatmayı gönüllü kabul ettiler, Kürtler etmedi. Kürtlerin bu itirazı tarihsel olarak kaçınılmazdı. Ayrıca Mustafa Kemal’in bayağı tutkuyla savunduğu Türk Tarih Tezi ve Güneş Dil Teorisi diye iki şey vardır ki bilim katliamıdır bunlar.
*1914 yılında Enver Paşa yazı üzerinde değişiklik uygulamak istiyor. Harfler arasına boşluk koyup resmi dergiyi öyle çıkartıyor.
*Etrafındaki çok kişi devrimlerin onun ömrüyle sınırlı olduğunu düşünüyor.
*Bu yatı (Savarona) bir çocuğun oyuncağını bekler gibi beklemiştim ama bana mezar olacak.
*Cömert değildi, eli dardı.
*Onun sohbet meclisine dahil olabilmek için asgari bir sevimlilik şarttı.
*Safiye Ayla’ya, çirkin olduğu gerekçesiyle, perde arkasından şarkı söylettiği gerçek değildir.
*Hitler ve Mussolini lehine konuşmamıştır. Stalin’i sevmezdi ama küçümsemezdi de. En çok Roosevelt’i severdi.
*Mustafa Kemal: Çabuk bana yeni bir din bul. / İsmet İnönü: Ağaç dini…Bir din ki ibadeti ağaç dikmek olsun.
*Mustafa Kemal: Pardon, ne buyurdunuz beyefendi duyamadım. / Abdülhak Hamit Tarhan: Bana beyefendi demeyiniz. / Ne diyelim efendim? / Sadece adam deyiniz. / İşte onu diyemediğim için beyefendi diyorum ya!
*Falih Rıfkı Atay: Nutuk’u yazmayaydı iyiydi. (Neden, çünkü herkesi gömmüştür Nutuk’ta.)
*Kurban kestirmezdi.
*Atatürk adının isim mimarı Saffet Arıkan’dır.
Sonuç niyetine: Gerçi çok bahsettik. Bir solcu, sosyalist; Atatürkçü olamaz. Arada aşılaması mümkün olmayan bir sınıfsal temel farklılığı vardır ki solcu olmanın esprisi bu farkı aşmaktır zaten ama Atatürk'ün, halkın daha ileri bir seviyeye gelmesi için attığı adımlar da dinci gericiliğin insafına terk edilmemeli. O kadar ama fazlası değil ki Atatürk çok fena işler de yapmıştır zaten. Karmaşık bir paragraf oldu bu...
Haberleşiriz.

Etiketler: