KIBRISLILAR OROSPU OLUR

Fikir beyan etmek bir sanattır…

Ben de dahil, ülke insanı olarak bu konuda çok kötüyüz. OECD istatistikleri değil kişisel gözlemimdir bu.

Öncelikle ne olursa olsun fikrimizi beyan etmeyi çok seviyoruz. Bunun gerekli ve anlamlı olup olmadığıyla ilgilenmiyoruz. Yapınca da karşı tarafı hangi duygudan hangi duyguya alıp götüreceğimizi hesaba katmıyoruz.

Üniversitedeyken bir arkadaşımız Kıbrıslı bir kızdan hoşlanıyordu. Kızla ilgili masum ve romantik hayalleri vardı. Duygularını bir arkadaşına açmış. O arkadaşı da başlıktaki cümleyi yani “Kıbrıslılar orospu olur”u kurmuş. Arkadaşımız kalın bir kişiydi.

Tam olarak bahsettiğim şey bu işte. O kişinin böyle bir düşüncesi olabilir. Bu düşünce açıkça bir bilim katliamı olsa bile böyle bir düşünceye sahip olması bizleri şaşırtmamalı ancak bu fikre sahip diye bunu özensiz bir tarzda aktarma hakkına sahip mi? Teknik olarak sahip ama bunu yapmaması gerekir.

Fikrini beyan ederken özenli davranmak zordur biliyorum. Kılı kırk yarmaktan da bahsetmiyorum ama bazen teknik kibarlık kuralları içinde kaba gibi durmayan ama yine de karşı tarafı abandone edecek şekilde fikirlerimizi beyan edebiliyoruz.

“Kıbrıslılar orospu olur” demesek bile, örneğin birisi geldi bir şeyi sevdiğini söyledi. Biz de karşılığında o şeyle ilgili kendi duygu ve düşüncelerimizi ifade ederken “kesinlikle, asla, hiç, hep” gibi kelimelerle bir şeyler söylersek sohbetin ritmi düşebiliyor. Üstelik karşı tarafı bilersek ve de o da iddialı bir ifade kullanırsa gerilim bile oluşabiliyor.

Burada dost sohbetlerinden bahsediyoruz. Herhangi bir (anlamlı) tartışmada, fikirlerimizi, o an nasıl gerektiriyorsa o şekilde ifade edebiliriz. Yani esnaflık yapmayabiliriz. Tartışmanın anlamlı yürümesi adına bazen esnaflık da yapabiliriz ama dost sohbetlerinde keskin ifadelerden, noktayı koyan, sınırı çizen ve berisini geçen ifadelerden kaçınmalıyız.

Son zamanlarda en sevmediğim cümle “bu ne yaa!” cümlesi oldu. Öğrenciler sınavda böyle cümleler kuruyorlar. Hoca derste o mevzuları ele almış, eleman yatmış sonra sınavda kendisine hiçbir şey ifade etmiyorsa rahatlıkla bu cümleyi kurabiliyor. Normaldir. Öğrenci ve öğretmen çoğunlukla çelişir. Çünkü bir taraf bir şey talep eder öbür taraf onu yerine getirmek istemez. Talep eden tarafın da otoritesi olduğu için diğer taraf kolaylıkla kendisini mağdur sınıfına sokabilir. Çok kolay ve temelsiz bir şekilde haksızlığa uğradığını düşünebilir. Zaten yaş da 15’tir.

Müzik veya film konularında “bu ne yaa” gibi cümleler ise beni uyuz ediyor. Sonuçta sanatta öznel değerlendirmeler temel belirleyicidir. Dolayısıyla çok kolay bir şekilde zevkler uyuşmayabilir.

Neyse, bu yazı istediğim ritmi bulmadı. Çünkü aceleyle yazdım ve içeride arkadaşlar film bekliyorlar. Film izleyeceğiz ve bu yazıyı yarım bırakıyorum.

Anlatmak istediğim şey, fikrimizi beyan ederken önce gerekli mi değil mi diye bir tartalım sonra da bunu uygun bir üslupla beyan edelim.

İyi günler.